Aşk

Aşka inanmayan birini düşünün.Hayatının her noktasını, herşeyini mükemmel ve doğru olmaya adamış. En azından öyle zanneden. Yanlış yapmaktan o kadar çok korkar olmuş ki bir çok konuda kararsız kalmış. Kararsızlıklar yaşamış. Çevresi onu ne istediğini hiç bir zaman bilmeyen biri olarak tanımış. Çoğu yaptığı hataya bile anlamlı doğrular eklemiş. Eklemiş ki yanlışı yine doğruya çevirebilsin. Çok çalışmış, çok da çabalamış. Özveride de bulunmuş. Ama bir türlü öğrenememiş aşkın ne olduğunu. Her yerde tasvir edilen, hiç bir yerde öğretilemeyen varlık ile yokluk arasında bir duygu. Soyut bir kavram. En basit haliyle aşk : birini çok sevmek. Ama sadece sevmek yetmez, heyecan duymak, onunla mutlu olmak. Bunlar da yetmez, özveride bulunmak, hatalarını görmemek. Birlikte vakit geçirmekten keyif almak, keyif aldığı şeyleri birlikte yapmak. Birlikte yapmadıklarını ise anlatarak paylaşmak. Dürüst olmak, yeri geldiğinde hatanı da kabullenmek veya yanlış olduğunu bilsen de itiraf etmek. Yanlışları söylemek değildir aşkı güçlendiren, karşı tarafın aşkına sığınırsın bu sefer. Onun sevgisi yeterince güçlüyse seni affedebileceğini umarak itiraf edersin. Sonu yoktur aşkın tarifinin. Cümleler bütünüdür. Çünkü hayatın bütünüdür aşk. Sorgularsan hayatını sorguluyorsun demektir. Bulamazsın tek noktada aşkı. Arayamazsın. Sakızdan çıkan “Aşk bir..” cümleleri gibi bir çok şeydir aslında. “Sana aşığım” da tek bir cümle değildir. Kimine göre uzun bir paragraf, kimine göre bir kaç sayfa, kimine göre ise romandır. Bir çırpıda söylenebiliyorsa yalandır zaten. Kitabın özetidir belki de. Kitabı okumadan özetinden yola çıkarsan içeride anlatılmak isteneni sadece tahmin edersin. Özetinden yola çıkarak bir kitap hakkında yorum yapılmaz, anlatılmak istenen anlaşılmaz. Öyle olsaydı, kitap diye bir şey olmaz, kitaplar yerine ana fikri verecek kısa cümleler kurulurdu sadece.

Mükemmeli ararken aslında mükemmel diye bir şey olmadığını öğrenmek, onun da aşk gibi, doğru, yanlış gibi aslında kesin hatları olmadığını bilmek bir erdem midir? Ying Yang yaşamın zıtlıklarını iç içe barındırdığını simgelerken hepimizin içinde doğru ve yanlış, iyi ve kötü olduğunu bilebilmek, aslında mükemmel yoktur, aşk yoktur, en doğrusu, daha doğrusu diye bir şey yoktur diyip, kendinden de vazgeçebiliyorsan işte hayatın anlamı budur.

Bir numaralı kural derki; mutlu olduğun şeyi yap.

İki numaralı kural derki; mutlu olduğun şeyi yapabilmek için hedeflerin olsun, daima bir hedefe koş. Hayatının bir amacı olsun ki, anlamı da olsun.

Üç numaralı kural derki; mutlu olduğun şeyi yapmaya çalışıyorsun, hedeflerin de var, bunların hepsini paylaştığın birileri olsun. İlla sevgili değil, arkadaş da olsa yanında birileri mutlaka olsun.

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
okuma
21 Kasım, 2017
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?