duygusal aşk mesaji

3 ay önce
141 kez görüntülendi

duygusal aşk mesaji

Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında; ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma.

Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.

Yum gözünü aç elini. Yüreğim senindir. İster cam kenarına koy, güneş alsın. İster can kenarına koy, hep sende kalsın.

İnan gözümde hiç bir değerin yok, ne varsa kalbimde.

Bendeki yerin anayasadaki ilk 3 maddeye benzer sevgili; değişmez, değiştirilemez, değişmesi teklif bile edilemez.

İster yar ol, ister yara. Lütfun da başım üstüne kahrın da…

Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Aklımda işin yok! Durup durup aklıma gelme. Yanıma gel, mevzu kalbimde!

 

Ölsen bile benden kurtulamazsın. Kefen olur bedenini sararım. Yağmur olur üzerine yağarım. Çiçek olur mezarında açarım. Ölsen bile benden kurtulamazsın.

Ben utangaç bir kalbi taşırım geceden. Ben sana aşık olduğumu, ölsem söyleyemem.(Özdemir Asaf)

Bana kimse sen gibi baktı mı bilmem, ama ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım.

Gülüşünü seversin, sesini seversin, sohbetini seversin. Sevmek için illa ki yüzünü görmek şart değil; yüreğinde duruşunu seversin.

Yağmur başladı. Gelse de ıslansak dediği biri olmalı insanın.

Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri.

Mutlu olmak kimin umrunda, sen yanımda ol yeter.

Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa o gözlere bakmayacaksın.

Her yüreğin harcı değildir dokunmadan sevmek.

Açık çay içerdi hep, demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş, öyle derdi.” (Cemal Süreya)

“Çok” sevilmeye değil, “hep” sevilmeye ihtiyacım var.

Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin. Bugünde mi geçmedim aklının kıyılarından? (Ümit Yaşar Oğuzcan)

“Yan yana” ayrı yazılır, biz hep “sımsıkı” olalım…

Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Ey canımın sahibi yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var. (Mevlana)

Sen benim en kıymetlimsin, en güzel vazgeçilmezimsin. Sevmekle bitmeyenimsin, sen benim hakikatlimsin. En derin, en içimdesin, sen benim en güzel derdimsin…

Ve diyeceğim ki; Aşk güzel şey. Vaktinde ve doğru insanla geldiği sürece.

Kalbimi bedenimden söküp senin avucuna vermek istiyorum. O senindir çünkü senindir artık. Sen ruhumda başladın ve bütün vücudumu kapladın. Bütün vücudum sen artık.

Büyük aşklar ya sonsuzdur, ya da o’nsuz!

Acılarımı bile tatlandırıyor aşkın. Yıkıma terkedilmiş kalemin bütün hücrelerine sürülmüş iksir gibisin.

Aşk sevgilim, seni düşlerken saç diplerimin bile terlemesi.

Bil ki düşmek değildir insanları üzen. Elinden tutar gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren.

Ve aşk. Herkesi ona benzetip, kimseyi onun yerine koyamamaktı.

Dur ve dinle! Duyduğun her ayak sesi benim olabilir. Çalan her zilde benim parmağım kalmıştır. Perdeleri ardına kadar kapatma belki karşı binanın çatısında sana el sallayan ben olabilirim.

Aşkın gözyaşları ıslatırken sevgilinin omzunu, neden bu kadar geç kaldığını sorar aşk meleği.

Aşk bazen o elini ilk tuttuğundaki sıcaklık, gözlerine ilk baktığındaki o ışık ve tenine ilk yaklaştığındaki o tutkudur.

Ölüm dediğin nedir ki? Dönüşü olmayan tatil. Aşk dediğin nedir ki? Gençliği öldüren katil.

Kelebek gibidir aşk. Peşinden koştukça senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, belki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konar.

Şimdi o kadar zor ki geri dönmek, seni unutup başkasını sevmek ama bir şeyi anladım çok zormuş sevilmeden sevmek.

Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte, ondan öteye gidemedik.

Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun.
Seni her özlediğimde gökten bir yıldız eksilseydi gökyüzü kapkaranlık olurdu.
Seni sevdiğim kadar ibadet etseydim, cennette köşküm olurdu…
Şimdi daha iyi anlıyorum ki, nefes almak değilmiş, yaşamak. Ateşlerde yanmak gibi bir şey, seni severken,sensiz olmak. Seni sevdiğim kadar yaşasaydım ölümsüzlüğün adını aşk koyardım… iyi geceler…
Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin Sen güneşin doğduğu, karanlığın bittiği yerdesin, sen hep kalbimde yatan tek sevgilimsin. O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Dolanıp sarmak geliyor içimden, saramıyorum. Öylesine bağlanmışım ki, sensiz duramıyorum. Kuyruklu yıldızlar vardır, dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı sende gördüm aşkım. Dünyada 2 renk gül olsun,biri kirmizi digeri beyaz,sen beni unutursan kirmizilar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.Doğan her günün sabahında, içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak..

Şafak vakti yağan çiğ tanesi kadar masum gün batımında denizlerden esen rüzgar kadar çılgın ve okyanusun derinliklerindeki inci taneleri kadar özelsin aşkım.

Sen bir pınarsın, içilen ama kanılmayan, seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlığına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan.

En büyük okyanusta bir su damlası olmak, uçsuz bucaksız sahilde bir kum tanesi olmak ama en önemlisi milyonlarca insanın içinden senin sevgilin olmak…

Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki..

Sesine mevsimlerin eğildiği, gözlerine baharın ağladığı,ağlar gibi gülmeni,dokunuşlar gülecek gibi duran yüzünü özledim..

Aşk bir su damlası olsaydı okyanusları, bir yaprak olsaydı bütün ormanları, bir yıldız olsaydı tüm kainatı sana vermek isterdim. Ama, sadece seni seven kalbimi verebiliyorum…

Geceye inat gün ağarmakta, ağaca inat dal çoğalmakta,ölüme inat insanlar çoğalmakta, bense sana inat seni sevmekteyim inat bu ya hepte seveceğim..

Tek başıma değilim ben ve ümitsiz aşkım var.

Sen gözlerimde bir damla yas olsaydın seni kaybetmemek için ömür boyu ağlamazdım!!!

Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde özlemişsindir beni…

Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!

Bir kuş olup gitsem, aşsam şu enginleri, varsam senin yanına. Öpsem doyasıya, koklasam seni..
Hasret kapımda nöbetler tutuyor. Sevgilim uzak bir şehirde gözlerim onu arıyor…

Gözlerin gözlerimde, ellerin ellerimde, aşkın içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni çok sevmeye devam edeceğim.

Sevgililer öpüşürken neden gözlerini kapatırlar bilir misin? Çünkü gözleriyle değil de kalpleriyle görmek isterler… Yani hissetmek isterler. Ben de seni ruhumun derinliklerinde hissediyorum sevgilim çünkü seni çok seviyorum.

Sana şarap vereceğim, iç ama sarhoş olma. Sana bir gül vereceğim, kokla ama soldurma. Sana kalbimi vereceğim, sev ama incitme.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık